Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’den Gripten Korunma Hakkında Genel Bilgi

Grip; aniden yükselen ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik, öksürük ve nezleyle seyreden akut bir viral solunum yolu hastalığıdır. Öksürük sıklıkla şiddetli şekilde olur. Çoğu bireyde hastalığa ait bulgular 2-7 gün içinde kendiliğinden geçmektedir. Vakaların %50’si hiçbir sorun yaşamadan hastalığı geçirirken ateşsiz üst solunum yolu enfeksiyonu gibi dinlenme ile geçirirler. Vakaların %10’nunda bronşit ve pnömoni gelişir. Kronik akciğer, kalp veya böbrek hastalığı, diyabet veya bağışıklık sisteminin baskılanmış olması, sigara içmek ve gebelik komplikasyon gelişme riskini artırmaktadır.

Grip virüslerinin başlıca bulaşma yolu solunum yoluyladır. Virüs, hasta kişilerin öksürüp hapşırmasıyla ortaya çıkan enfekte damlacıkların sağlam insanlar tarafından inhale edilmesiyle bulaşır. Özellikle kapalı ve kalabalık alanlarda bulaşma riski çok yüksektir. Hava yolu dışında, enfekte damlacıkların bulaştığı yüzeylere elle direk temas edilmesi ve kontamine ellerle ağız, burun ve gözlere dokunulmasıyla da etken bulaşabilir. Kuluçka süresi genellikle kısa olup, 1-3 gün arasında değişmektedir. Yetişkin bir hasta, grip semptomları başlamadan bir gün önce ve semptomların başlamasından 3-5 gün sonrasına kadar etkeni çevresindeki insanlara bulaştırabilir. Çocuklarda ise bu süre 7 güne kadar uzayabilir.

A(H1N1) Gribi (Domuz Gribi)

Domuz gribi, tip A grip virüsünün domuzlarda neden olduğu bir solunum yoluenfeksiyonudur. Domuzlarda düzenli olarak salgınlara neden olur. Domuzlar arasında hızla bulaşır ama düşük ölüm hızına sahiptir. Domuz gribi virüsleri normalde insanlarda infeksiyon yapmaz. Buna karşın insanlarda sporadik domuz gribi vakaları olmuştur. Bu vakaların çoğunluğu domuzlarla direk temas sonrasında gelişmiştir. Centers for Disase Control and Prevention (CDC) tarafından 2005 Aralık ayından, Şubat 2009 tarihine kadar domuz gribiyle infekte olan 12 insan vakası rapor edilmiştir. Yeni grip virüsü A(H1N1) ile infekte olduğu doğrulanan ilk insan vakası 24 Nisan 2009 tarihinde Meksika’dan rapor edildi. Tespit edilen A (H1N1) tipi grip virüsü insanlardan insanlara bulaşabilme  yeteneğine sahipti. Virüsle infekte vakalar hızla diğer ülke ve kıtalarda da tespit edilmeye başlandı. 26 Nisan 2009’da iki ülkede (ABD ve (Meksika) toplam 38 vaka, sıfır ölüm rapor edilmişken, bu sayılar 1 Mayıs 2009 tarihinde 13 ülkede 367 vaka, 10 ölüm; 10 Mayıs 2009’da 29 ülke, 4 379 vaka, 49 ölüm, 27 Mayıs 2009’da 48 ülke, 13 398 vaka, 95 ölüm ve 08 Haziranda da 73 ülke, 25 288 vaka ve 139 ölüme ulaşmıştır. Toplam vakaların 21 049’u (%83.2) ABD, Meksika ve Kanada’dan rapor edilmiştir. Yine ölümlerin üçü hariç, tamamı da bu üç ülkeden bildirilmiştir. Bu durum yerli vakaların üç ülkeden kaynaklandığını, diğer ülkelerde görülen vakaların da bu ülkelerden kaynaklandığını göstermektedir. Ülkemizde ilk A(H1N1) vakası 17 Mayıs tarihinde rapor edilmiş olup, bu sayı 08 Haziran tarihinde 10’a yükselmişken gün geçtikçe domuz gribine bağlı ölüm vakalarında artışlar görülmeye başlamıştır. Ülkemizden rapor edilen vakaların yurtdışından gelen kişiler olduğu bildirilmektedir.

ENFEKSİYON KONTROL ÖNLEMLERİ

1. El Hijyeni

El hijyeni terimi suyla sabunla yıkama, ardından kuruluma ve su kullanmayı gerektirmeyen alkol bazlı ürünlerin kullanımını içerir. Eğer eller görünür şekilde kirlenmiş veya solunum salgılarına maruz kalmışsa su ve sabunla yıkanmalı ve kurulanmalıdır. Alkollü mendil kullanarak eller temizlendiğinde kirli ve organik maddelere dokunulmamalıdır. Çöp kutuları ayakla çalışan kapaklı, her zaman kullanılacak şekilde olmalıdır.

2. Öksüren ve Hapşıran Kişilerde Hijyen

Öksürürken, hapşırırken ve burnunu temizlerken tek kullanımlık mendiller ile ağzı ve burnu kapatmak, kullanılmış mendilleri en yakın çöp kutusuna atmak, Öksürdükten, hapşırdıktan, mendil kullandıktan sonra, solunum salgılarıyla ve kirli yüzeylerle temas ettikten sonra elleri yıkamak.

3.  Kişisel Korunma Ekipmanları
Bireyler enfeksiyon kaynağının yayılmaması ve vücudumuza girmemesi için atılabilen veya kullanıldıktan sonra yok edilebilen cerrahi maskeler yeterli olacaktır.

Koruyucu Beslenme Önerileri

• Temel besin gruplarında dengeli olarak yemeğe özen gösterin. Süt ve süt ürünleri, et, balık ve kümes hayvanları, sebze ve meyveler, tahıllar dört temel besin grubunu oluşturur. Dört temel besin grubunu oluşturan çeşitli besinler, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

• Probiyotikler enfeksiyona karşı koruyucu askerlerdir.

Bağışıklık sistemini güçlendiren yararlı mikroorganizmaları (probiyotikleri) içeren süt, yoğurt veya kefir günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmeli. Ayrıca bezelye, mantar, karnabahar, elma ve muz gibi prebiyotik içeren sebzeler ve meyveler yenilmelidir.

• Antioksidanları mutlaka besinlerle almalıyız.

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olan A ve C vitamini ve antioksidanları içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra portakal, mandalina, greyfurt, elma mevsim meyveleri ve antioksidan etkisinden dolayı nar bol tüketilmeli.

• Taze meyve suları bu dönemde bizim kurtarıcımız.Vücut ısısını dengede tutabilmek amacıyla bol sıvı alımı yapılmalı. Her gün en az 2 litre su içilmeli. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularından geryfurt, nar, kivi, mandalina ve portakal suyu tüketimi sıkça yapılmalı.

• E vitaminin bağışıklığı arttırır.
 
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahip E vitaminini sağlamak için yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller yeteri miktarda tüketilmeli.

• Bol sebze tüketin.

Mevsimsel nedenlerden ötürü tazesi bulunamadığı için daha az tüketilen sebzeler, kışın da aynı sıklıkla tüketilmeli. Bu amaçla dondurulmuş veya konserve edilmiş sebzeler kullanılarak yiyecekler çeşitlendirilebilir.

• Et yine vazgeçilmez. Haftanın 2-3 günü kırmızı et, diğer günler de beyaz et veya balık öğünlerimizin vazgeçilmez yiyeceği olmalı.

• Sağlıklı kahvaltı her hastalığın koruyucusudur.

Mutlaka kahvaltı yapılmalı. Kahvaltıda, ayaküstü atıştırılan poğaça, börek gibi yağlı besinler yerine peynir, yumurta (yetişkinlerde haftanın her günü olmaması kaydı ile), zeytin veya ceviz, mevsim yeşillikleri, açık çay, ıhlamur, bitkisel çaylar veya taze sıkılmış meyve suyu ve tam taneli tahıl gevrekleri olmalı.

• Öğününüzü de dengeleyin.

Öğle ve akşam öğünleri de sağlıklı besinlerden seçmeli. Sıvı alımını destekleyen çorba, ızgara, haşlama veya buğulama yapılmış kırmızı et, tavuk, hindi veya balık, mutlaka sebze yemeği, mevsim yeşillikleri ile yapılmış salata, yoğurt ve bol tahıl içeren ekmek çeşitleri seçilmeli.