Obezite, Önyargı ve Damgalama

Aşırı kilolu ve obez olmanın, sosyolojik sonuçları oldukça yaygın ve ciddidir. Aşırı kilolu ve obez bireyler, genelde önyargı ve damgalanmaya maruz kalmaktadırlar. Aynı zamanda bu bireyler; işyerleri, eğitim ve sağlık birimleri,  medya, kişisel ilişkiler gibi hayatın birçok alanında, negatif davranışlarla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Kilonun ayıplanması ne demektir?
“Damgalanma” ve “önyargı” genellikle, kişiler arası ilişkilere zarar veren negatif davranışlardır. Bu durum; (alay etme, aşağılama, rahatsız edici takma isimler kullanma gibi) sözlü, (dürtme, itme gibi) fiziksel damgalama veya (kamusal alanda ortak kullanılan sandalye gibi araçların küçük gelmesi, büyük ebattaki kıyafetlerin sığmadığı dolaplar gibi) kiloya bağlı başka engeller olmak üzere, birçok formda açığa çıkabilir. Daha da uç örneklerde; zaman zaman belli belirsiz, zaman zaman ise bariz bir şekilde “ayrım” yapılması şeklinde ortaya çıktığı gözlenmektedir. (Örneğin; bazı işyerlerinde, gereken özelliklere sahip olmasına karşın, sadece obez olduğu için belli pozisyonlara uygun görülmeyen veya terfi esnasında bu sebepten elenen bireyler gözlenmektedir.)

Kilonun ayıplanması nerelerde görülür?
Kilonun ayıplanması farklı toplumsal alanlarda farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Örneğin; iş hayatında, aşırı kilolu insanlar farklı kaynaklardan gelen önyargılara maruz kalmaktadır. Yapılan deneysel araştırmalar; kişilerin özgeçmişleri birer fotoğraf ile birlikte sunulduğunda, kilolu bireylere, normal kilodaki bireylerden daha negatif yaklaşıldığını ve işe alma oranının da daha düşük olduğunu ortaya koymuştur. Bir başka araştırmada ise; bireylerin, aşırı kilolu olan çalışanlara; tembel, dikkatsiz, rekabetten uzak, disiplinsiz, uzlaşması zor ve özensiz oldukları gibi negatif yorumlarla yaklaştıkları ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra aşırı kilolu olan çalışanlar, kendileriyle aynı nitelikte olan diğer bireylerden, daha düşük ücret karşılığı çalıştıkları, daha seyrek terfi ettikleri sonucuna varılmıştır.

Eğitim alanında ise; aşırı kilolu veya obez olan öğrenciler arkadaşları tarafından taciz ve alaya maruz kalabilecekleri gibi, öğretmenleri ve diğer eğitimciler tarafından da negatif yaklaşımlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Üniversite düzeyinde ise; bazı araştırmalar; nitelikli ama aşırı kilolu olan (özellikle bayan) öğrencilerin; üniversiteye girişte, normal kilodaki yaşıtlarından daha düşük oranda kabul edildiğini ortaya koymuştur.

Sağlık birimlerinde; doktorlar, hemşireler, psikologlar, diyetisyenler ve stajyer öğrenciler tarafından obez hastalara karşı sergilenen önyargılı davranışlar; bu hastaların daha az zeki, başarısız, iradesiz, mutsuz ve tembel oldukları kanısında olduklarını ortaya koymaktadır. Sağlık uzmanlarının bu negatif davranışlarının en önemli sonuçlarından biri; obez hastaların bu deneyimlerinden ötürü tedaviden uzaklaşmalarına neden olmasıdır. Araştırma; (özellikle bayan olan) kilolu hastaların daha sık randevu iptali ve ertelemesi yaptığını göstermiştir.

Kilonun ayıplanmasının neden olduğu sonuçlar nelerdir?
Araştırma; kiloları sebebiyle ayıplanan obez yetişkinlerde; depresyon, öfke, içe kapanma durumlarının daha sık görüldüğü ve psikolojik gelişimin daha zayıf olduğu tespit edilmiştir. Bazı obez yetişkinler; bu negatif yaklaşımlara tepkilerini “kabullenme” şeklinde vererek özsaygılarının yitirmektedir. Toplumsal mesajlar genellikle kilonun kişinin kontrolünde olduğuna ve obez kişilerin toplumsal kabullerle mücadele konusunda zayıf olduklarına, çünkü eğer öyle olmasa, kilo vererek bundan kurtulabileceklerine dair inanışların sürdürülmesine neden olmaktadır.

Bu damgalama; yeme alışkanlıkları ve kilo verme çabaları üzerinde de negatif sonuçlara yol açabilmektedir. Kimi bireyler bu damgalama karşısında tepkilerini daha da çok yiyerek vermektedir. Bu durum, obez bireylerin sağlık alanında karşılaştıkları zorluklar sebebiyle sağlık hizmeti almaktan kaçınmaları sonucu; onları, kuşkusuz, fiziksel olarak da etkilemektedir. Bu durum, kişinin sağlık ve kişisel bakım davranışlarının özensizleşmesine, dolayısıyla da ilave komplikasyonlara kapı aralamasına neden olmaktadır.

Çocuklar kilonun ayıplanmasından nasıl etkilenmektedir?
Aşırı kilolu ve obez çocuklar da bu damgalanmanın hedefi olmaktadır. Obezlere karşı sergilenen negatif davranışlar çocuklar arasında 3 yaşından itibaren görülebilmektedir. Bu davranışlar genellikle obez olan çocuğun, diğerleri tarafından; cimri, aptal, çirkin, mutsuz ve tembel olarak nitelendirilmesi şeklinde açığa çıkmaktadır. Çocuklar, bu tip alay etme, küçük düşürücü isim takma gibi davranışları genelde toplu olarak yapmaktadır, okullar ise bunun en sık görüldüğü yerlerdir.
Önyargı ve damgalanmanın; duygusal anlamda iyi ve mutlu olan çocuklar üzerinde negatif etkisi görülmektedir. Bu sebepten kötü davranışlara maruz kalan çocuklarda, karşı karşıya kaldıkları sosyal sorunlarda kendini suçlama eğilimi gözlenmektedir. Adolesanlar üzerinde yapılan bir araştırmada; kilo sebepli alay etmenin, düşük özsaygıya ve depresyona neden olduğu saptanmıştır. Bunun sonucunda, bu bireylerde sosyal olarak içe kapanma ve yalnızlık gözlenmiştir. En dehşet verici sonuç ise; son zamanlarda yapılan bazı araştırmaların; gençlerde, obezite ve intihar vakaları arasında ciddi bir ilişki olduğunu ortaya koymuş olmasıdır.

Kilonun ayıplanması nasıl azaltılabilir?
Obezite alanındaki profesyoneller; kilonun ayıplanması ve davranışların daha iyi hale getirilmesi için, çok çeşitli stratejiler kullanabilirler. Sağlık profesyonelleri; öncelikle kendi önyargılarının farkına varabilir, empati geliştirebilir ve obez hastaların gereksinimlerini saptama üzerinde çalışabilirler. Kilo verme süreci bireyler için travmatik bir olaydır.
Sağlık profesyonelleri için bazı belirli stratejiler şunlardır:

   1. Hastaların, daha önce, kiloları ile ilgili, başka sağlık profesyonelleri ile arasında negatif deneyimler yaşanmış olabileceğini göz önünde bulundurun ve bu hassasiyetle yaklaşın.
   2. Obezitenin karmaşık etiyolojisini (etiyoloji: hastalıkların sebeplerini inceleyen bilimdalı) öğrenin ve “obezite ile kişisel irade arasında ilişki olduğu”na dair var olan inanıştan kaçının.
   3. Sadece kiloyu değil, görsel tüm sorunları araştırın.
   4. Çoğu hastanın daha önce defalarca kilo vermek için girişimlerde bulunduğunu göz önünde bulundurun.
   5. Her zaman onun yanında olacağınıza ve destek olacağınıza inandırın.
   6. Basküldeki rakamlardan ziyade, davranışsal değişimleri vurgulayın.
   7. Somut önerilerde bulunun. (“Kilo vermeniz gerek.” demek yerine, “Bir fiziksel egzersiz programına başlamalısınız.” demek gibi)
   8. Yaşam şeklindeki değişikliklerin zorluğunu kabul edin.
   9. Küçük miktarda kilo kayıplarının, sağlık üzerinde fark edilir sonuçlara neden olabileceğini unutmayın.
  10. Destekleyici bir kişisel bakım çevresi yaratın (Bekleme odalarında kolçakları olmayan sandalyeler, uygun ebatta medikal gereç kullanmak gibi)

Bu noktada kişinin kendi önyargılarını tanımlaması da oldukça önemlidir. Bu bakışın sağlanması için aşağıdaki soruların sorulması gerekmektedir, kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz davranışları başkalarına yapmanıza engel olabilirsiniz:

   1. Bir kişinin kilosuna dayalı olarak, onun karakteri, zeka seviyesi, profesyonel başarısı, sağlık durumu veya yaşamındaki davranışları üzerine varsayımlar yapıyor muyum?
   2. Bedenen çeşitli şekil ve büyüklükteki insanlarla çalışırken bir rahatsızlık hissediyor muyum?
   3. Sağlıklı davranışsal değişimleri desteklemek için uygun geri bildirimi verebiliyor muyum?
   4. Obez bireylerin gereksinimleri konusunda yeterince hassas mıyım?
   5. Bir bireye davranış şeklimi o birey mi, yoksa içinde bulunduğu şartlar mı belirliyor?
   6. Karşımdaki insana karşı ne kadar anlayışlı ve hoşgörülüyüm?